“HIZLI ARAMA İÇİN ETİKETLER”

HAMBURG’DAKİ ART OF BRICK SERGİSİNİ GEZDİK

artofthebrick-elmaaltshift-1

Gittik gördük efendim. Sizin için taa Hamburg’a gidip şurada haberini verdiğimiz sergiyi gezdik. Sadece siz Elma+Alt+Shift takipçileri için gittik, gezdik, şimdi de sizinle paylaşıyoruz.

artofthebrick-elmaaltshift-10

Sergi harika tabi ki tahmin edebileceğiniz üzere. Gezmesi yaklaşık 2 saat sürüyor. Ücretsiz olarak sesli rehber de veriyorlar. Sizi önce küçük heykeller karşılıyor. İşte gezegenler, elma, dünya falan. Sesli rehberden, Nathan Sawaya’nın yuvarlak şekilleri yapmakta önce zorlandığını, fakat sonra yolunu bulduğunu öğreniyoruz.

artofthebrick-elmaaltshift-3

Sonra karşımıza koltukta düşünceli düşünceli oturan mavi ağbi çıkıyor. Tabi ki oturup hemen poz veriyoruz. Mavi ağbi çok sakin, pek konuşkan da değil.

artofthebrick-elmaaltshift-2

Arka bölmelere doğru ilerlemeye başlıyoruz ve bu sefer karşımıza kocaman, bembeyaz bir Pantheon çıkıyor. Heyecan başlıyor.artofthebrick-elmaaltshift-7

Sonraki bölümde ünlü sanat eserlerinin Lego ile yapılmış reprodüksiyonlarını hayranlıkla inceliyorsunuz. Davud heykeli mi dersiniz, şu korkunç çiftçi çift mi dersiniz (Grant Woods – American Gothic), eski Japon çizimleri mi dersiniz. Gustav Klimt’in Öpücük resmi, Edvard Munch’un Çığlık tablosu gerçekten etkileyici ve insanın bunların Lego ile yapıldığına inanası gelmiyor.

artofthebrick-elmaaltshift-6

artofthebrick-elmaaltshift-20

Mona Lisa ve İnci Küpeli Kızı piksel piksel görüyorsunuz. Yıldızlı Gece zaten çok müsait böyle bir tasarıma, gerçeği gibi gibi duruyor. Sandalyede oturmuş, gözleri dimdik ileriye bakan teyze beni çok korkutuyor. Bir sanatçının annesiymiş.

artofthebrick-elmaaltshift-13

artofthebrick-elmaaltshift-14

artofthebrick-elmaaltshift-19

Bir de saydam Lego parçaları kullanarak kilise vitrayı yapmış ki Sawaya, arkasından ışık yansıtınca yere rengarenk izdüşümleri düşüyor. Sanki Sagrada Familia’dayız.

artofthebrick-elmaaltshift-21

Tanınmış sanat eserleri bittikten sonra, birkaç ünlünün portrelerine geçiyoruz. Andy Warhol (tabi ki), Jimi Hendrix, Bob Dylan gibi ünlülerin portreleri var. Yalnız kadının kim olduğunu hatırlayamıyorum, affedin.

artofthebrick-elmaaltshift-22

Portrelerden sonra Nathan Swaya’nın daha ‘depresif’ heykellerine geçiyoruz. Burada hava gerçekten ağır. Özellikle ‘oğlunu kaybeden baba’ heykeli beni çok etkiledi. Heykel o kadar yoğun hisler uyandırıyor ki, Lego’dan olduğunu fark etmiyorsunuz bile. Diğerlerinin hissettirdikleri de bundan farklı değil.

artofthebrick-elmaaltshift-22

Daralıp ilerliyorum ve karşıma kocaman, insan boyunda bir dinozor heykeli çıkıyor! Odada orman sesleri, duvarda yapay ağaçlar, loş ışık, ortam şahane. Dinozoru kuyruğuna kadar inceleyip sergiyi sonlandırıyorum.

artofthebrick-elmaaltshift-18

Buraya alamadığım daha çok resim var ama zaten internette bir arama yaptığınızda hepsi karşınıza çıkıyor. Umarım sergi İstanbul’a gelir de siz de keyfini çıkarırsınız. Hem Lego hem sanatseverler için kaçırılmaması gereken bir sergi.

 

 

artofthebrick-elmaaltshift-4

artofthebrick-elmaaltshift-5

 

artofthebrick-elmaaltshift-8

artofthebrick-elmaaltshift-9

artofthebrick-elmaaltshift-17

artofthebrick-elmaaltshift-16

artofthebrick-elmaaltshift-11

 

  • Share this on Linkedin23
  • 25